SANAYİDE SON DEVRİM: ENDÜSTRİ 4.0 | Bilal Saygılı Blog

SANAYİDE SON DEVRİM: ENDÜSTRİ 4.0

Endüstri 4.0, son günlerde tüm dünyada oldukça tartışılan, üzerinde çokça konuşulan bir konu olarak karşımıza çıkıyor.

Henry Ford’un montaj bandı sistemi ile seri üretimi başlattığı 1900’lü yıllardan günümüze yaşanan değişimlerle birlikte, bilgi iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve yazılımların iş dünyasına entegre olmasıyla endüstriyel faaliyetler de dijitalleşmektedir. Böyle gelişmelerin yaşandığı günümüzde, kuşkusuz ki Endüstri 4.0 çağımızın devrimi olarak nitelendirilmektedir.

Peki, ama Endüstri 4.0 tam anlamıyla nedir? Neden 4. Sanayi devrimi olarak anılmaktadır?

Kökleri İngiltere’ye dayanan sanayinin gelişimini genel hatlarıyla ele aldığımızda, geçtiği aşamalar:

1. Sanayi Devrimi/ Endüstri 1.0: Üretimin makineleşmesi,

2. Sanayi Devrimi/ Endüstri 2.0: Üretimin serileşmesi,

3. Sanayi Devrimi/ Endüstri 3.0: Üretimin otomasyonu ve sayısallaşması

4. Sanayi Devrimi/ Endüstri 4.0: Üretimin dijitalleşmesi olarak sınıflandırılmaktadır.

Endüstri 4.0’ın çağımızın devrimi olarak nitelendirilmesinin en büyük sebebi; getirdiği teknolojiler ile üretimde ve ürünlerde yaşanan dönüşümdür. 4.0 dediğimizde, akıllı fabrikalar, akıllı üretim, akıllı ürünler, yazılımlar, simülasyonlar, makineleşme, endüstriyel robotlar gibi pek çok teknolojik yenilikten bahsediyoruz. Endüstri 4.0 tam anlamıyla dijital bir devrimdir ve sahip olduğu teknolojilerle üretimi ve iş süreçlerini bir değişim süreci içerisine aldığı görülmektedir.

Endüstri 4.0 teknolojilerine baktığımızda ise nesnelerin interneti (IoT), fiziksel nesnelerin internet ağıyla birbirlerine bağlı, iletişim halinde olmasını sağlarken; akıllı aydınlatma sistemleri, akıllı araç park sistemleri gibi insan yaşamına dokunan yenilikleri ortaya çıkarıyor. Endüstride ise üretim ve tedarik zinciri ağlarının gerçek zamanlı optimizasyonunu sağlaması, uzaktan kumanda ile yönetilebilen üretim sistemlerini oluşturması gibi sebeplerle büyük etkileri olacağı düşünülüyor. Otonom robot teknolojilerinin, esnek ve hızlı üretim sistemlerinin oluşturulmasında büyük rol alarak üretimi yönetebilir hale geleceği ve üretimde insan gücünden kaynaklı hataları yok edeceği öngörülüyor.

Büyük veriyi içinde barındıran bulut sistemler de tüm uygulama, program ve verilerin sanal sunucularda depolanması ile verilerin güvenli sistemler üzerinde tutulup analiz edilerek anlamlı bilgilere dönüştürülmesine olanak tanıyor. Özellikle işletmeler bu sayede değerli bilgilere ulaşmaya başlıyor. Böylece ortak bilgi havuzunun oluşturulması ile cihazlar aracılığıyla bilgiye kolay erişim, bilgiyi saklayabilme ve kullanabilme imkânları ortaya çıkıyor.

Kendi kendini yönetebilen üretim süreçlerine, makinalar arası iletişime olanak veren Endüstri 4.0 teknolojileri özetle üretimi ileri teknoloji ile donatarak küresel boyutta bir etki meydana getiriyor. Yaşanan bu dijital dönüşüm ve makineleşmenin elbette ki sosyolojik sonuçlar doğuracağı da öngörülüyor. Bu öngörülerden biri olarak istihdamda insan gücünün yerini otonom (öğrenen) robotların alacağı ve böylece üretimin daha da makineleşeceği, istihdam yapısının değişeceği görüşü ön plana çıkıyor. Bu süreci insan kaynağı açısından değerlendiren uzmanlar iki farklı görüşte ayrılıyorlar. Bir görüş işletmelerde makineleşme ve otonom sistemler sayesinde insan kaynağına olan ihtiyacın azalacağını dile getirirken, diğer görüş bunun tam aksine yaşanan teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme sonucu iş dünyasının yeni meslek dallarına ihtiyaç duyacağı ve böylece yeni bir istihdam alanının oluşacağını savunuyor. Bu konuda belirtmek istediğim; oluşacak yeni istihdam ortamında insanın fiziksel gücünü değil zekâsını kullanabilme gücünün ve eğitiminin önemsendiği, mühendislik alanında gelişmelerin arttığı bir süreç ile karşılaşıyor olacağımızdır. Endüstri 4.0 teknolojilerinin üretim süreçlerine daha da fazla etki etmesiyle istihdam açısından oluşturacağı avantaj veya dezavantajları önümüzdeki 10 yıllık süreçte hep birlikte yaşıyor olacağız.

Özetle; Endüstri 4.0 nesnelerin bulunduğu fiziksel alan, iletişimi sağlayan ağlar, bulut sistemi içerisinde gömülü bulunan büyük veri ve sunucu sistemleri ile uygulama düzeyini gösteren akıllı fabrika, akıllı şehir, akıllı kullanıcı, akıllı ürün ve hizmetlerden oluşan sistemleri hayatımıza sokuyor. Çoğu özelliği ile bir yakın gelecek öngörüsü olan ve uygulamaları ile henüz yeni bir süreç olan Endüstri 4.0 ile birlikte üretim biçim ve ilişkilerinde küresel boyutta yeni bir döneme giriyoruz. Önümüzdeki yıllar bu yeni durumun farklı yönlerinin tartışıldığı yıllar olacaktır. 2015 yılından bu yana ülkemizde de yoğun bir şekilde tartışılmaya ve ele alınmaya başlanan Endüstri 4.0, hem özel sektör hem de devlet kurumlarının çalışmaları ile ön plana çıkıyor. MÜSİAD, TÜSİAD, TOBB gibi iş dünyasının önde gelen dernek ve odaları tarafından anlatılmaya çalışılıyor. Küresel ölçekte tartışılan, 2020 yılıyla birlikte gerçek anlamda endüstri 4.0 süreçlerine geçişin olacağıdır. Bu sürece uyum sağlamada endüstri 4.0 ile endüstriyel alanda bilgisayarlaşmanın en üst düzeyde olması ve üretimin ileri teknoloji ile donatılması hedeflenmelidir. Bu aşamada ülkemize ve biz iş dünyasına düşen, Endüstri 4.0 süreçlerini ve teknolojilerini doğru anlamak, bu sürece geçişte öncü olabilmek, iş süreçlerine entegrasyonunu sağlayabilmek olmalıdır. İş dünyası olarak hedefimiz böyle bir değişime direnmek değil, endüstri 4.0 teknolojilerini ülke ve insan menfaatine en uygun hale getirerek entegre olmaktır.

                                                                                                                                                                                      Bilal SAYGILI