MÜSİAD İZMİR’DEN KUTSAL TOPRAKLARA YOLCULUK | Bilal Saygılı Blog

MÜSİAD İZMİR’DEN KUTSAL TOPRAKLARA YOLCULUK

MÜSİAD İzmir üyelerimizin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz, 10-15 Nisan 2019 tarihleri arasında 5 gün 6 gece süren umre yolculuğumuzda Rabbimizin kutlu beldesine, dostu Hz. İbrahim’in meskenine, elçisi Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) yurduna misafir olduk. Peygamber Efendimiz’in yaşadığı yerleri görebilmenin, sahâbe-i kirâmın hisleriyle doymanın, Beytullah'la kucaklaşmanın, Müslüman kardeşlerimizle omuz omuza ibadet etmenin eşsiz duygusunu yaşadık. Mübarek beldede misafir ederek bizi yücelten, sevgili Peygamberimiz ’in “Ona selam olsun” çağrısına evet diyenlerden kılan Allah’a hamdederiz!

İslam dünyasının kalbi olan Mekke ve Medine, tüm Müslümanlar için hem kutsal toprak hem de vuslat yeri kabul edilir. Onun sevdasıyla hasret çeker, hayalini gözlerimizin önüne getiririz. Bizler inanıyoruz ki o mübarek topraklarda bulunmanın, oranın rayihasını solumanın, ezanlarına ve Kur’an tilavetlerine kulak kesilmenin ilahi bir karşılığı vardır. Kalbinizden gelerek, gönlünüzde hissederek, samimi dua ve ibadette bulunmanın buraya özel eşsiz bir güzelliği olur. Beytülharam’a bir kez geldiyseniz öyle bir sevda düşer ki gönlünüze tekrar tekrar gelmek istersiniz. Yaşadığınız harikulade maneviyat yüreğinizde güller açtırır. Görüyoruz ki bu sevgimizi, kadim İslam geleneğimizde yer edinmiş; kısas-ı enbiyâ, siyer kitapları, mevlitler, mîraçnâmeler, devriyeler, ilahîler, kaside ve gazellerle hep dile getirmişiz.

 

HER ŞEY BİR DUA İLE BAŞLADI

Her şey Efendimiz’in Hz. Ömer’den talebi gibi bir dua ile başladı. Peygamber Efendimiz, umre için kendisinden izin isteyen Hz. Ömer’e: “Kardeşceğizim, bizi de duana dâhil et, bizleri unutma!” buyuruyor. Demek ki uğurlananlardan dua talep edilen bir yolculuktur umre. Bizim umre programımızı buna nispet ederek talep edilen bir dua değil de talip olunan bir dua olarak gördüm. Geçen sene oğullarım Ubeyde ve Ömer’le yaptığım umrede içimden şöyle geçirmiştim: MÜSİAD İzmir’deki dostlarımızla birçok vesileyle bir araya geliyoruz. Bir program tertip etsek ve üyelerimizle hep birlikte güzel rehberliğine şahit olduğum Bilal Özkan hocamın önderliğinde harikulade bir umre yapabiliriz diye düşündüm. Olmazları olduran Rabbime el açtım, niyazda bulundum.

Umreden döndükten sonra bu duygularımı MÜSİAD İzmir’deki üyelerimizle paylaştım. İstişare ederek arkadaşlarımızla birlikte umre planlamasını yapmaya başladık. MÜSİAD’ımızın bu müstakim duruşu bana, “İnsan fâni olduğu halde yine hayât-ı ebediyyeye mazhar olacak gibi çalışmalıdır.” vecizesini hatırlattı.

Çıkılan bu kutlu yolculuğa teveccüh gösteren MÜSİAD üyeleri ve ailelerinden 130 kişinin katılımıyla umre ziyaretimizi Türk Hava Yolları’nın İzmir’den Medine’ye direkt uçuş olarak bize tahsis ettiği uçakla yapmak nasip oldu. Medine’den başlayarak Mekke'de son bulacak şekilde beş günlük programımıza böylece başlamış olduk.

AYDINLIK ŞEHİR: “MEDİNE”

Gül kokulu, aydınlık şehir Medine’ye vasıl olduğumuzda hepimizi Gönlümüzün Sultanı Efendimiz’le buluşacak olmanın heyecanı sardı. Medine-i Münevvere’nin faziletini bizlerin de hissiyatını anlatmaya Hz. Peygamber’in şu sözleri kâfidir: “Vefatımdan sonra beni ziyaret eden kimse, sanki hayatımda ziyaret etmiş gibidir!” “Mescidimde kılınan namaz, Mescidi Haram hâriç diğer mescitlerde kılınan bin namazdan daha hayırlıdır.” Yine Peygamber Efendimiz, ibadet maksadıyla ancak üç mescide yolculuk yapılabileceğini ifade ettikten sonra; Mescidi Haram, Mescidi Nebevi ve Mescidi Aksâ’yı zikretmiştir.

Dilimizde dualarla, kalbimizde salât ve selamlarla, bizzat Efendimiz tarafından yaptırılan iki mescitten biri olan Mescidi Nebevi’deyiz. Hz. Peygamber, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in kabirlerinin bulunduğu Kabri-i Saâdet ve mübarek Ravza-i Mutahhara… Daha içeri girmeden kapıdan gelen gül kokusu ile bizleri karşılayan Resulü Ekrem Efendimiz’e kemali edeple “Es salâtu ves selâmu aleyke ya Rasülallah, es salâtu ves selâmu aleyke yâ habiballah, es-salâtu ves selâmu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin” diyerek salât ve selamlarımızı arz ederek, kabriyle minberi arasındaki "Cennet Bahçesi"nde namazlarımızı kıldık.

Medine’nin lâhûtî havâsını teneffüs etmek bambaşkaydı. İmanlı yüreklerin ruhaniyetleriyle beslenen ve âşıkane gözyaşlarıyla sulanan bu mübarek topraklarda muazzez hatıralardan ders almak hiçbir müminin müstağni kalamayacağı çok yönlü ve ecri bol bir kazançtır. Rahmet Peygamberi ’nin duasıyla suları tatlanan, havası güzelleşen ve toprağı da gözlere, gönüllere şifa bahşeden (Belde-i Tayyibe, Medine-i Tâhire) Medine, bu nâzenin şehir hicret yurdu oldu.  Medine halkı herhangi bir zorlama veya savaş olmaksızın İslâmiyet’i benimsedi. Ensar-Muhacir kardeşliğini yeşerten ve en önemlisi “Peygamber şehri” vasfıyla muhabbet vesilesi olan faziletli bir şehir oldu. Çağrı filminden hatırlayalım, “Tale’al Bedrü Aleyna” ilahisi ile Allah Resulü’ne ve müminlere kapılarını açan Medine bir sevinç şarkısına dönüşmüştü.

MEDİNE’YE MUHABBET DUYANLAR

Ülkemizde Medine’ye muhabbetimizi hatırlatan iki isim: Hz. Peygamber Medine’ye hicret edince O’nu evinde misafir eden ve sahabelerle birlikte İstanbul kuşatmasında şehit olan Ebû Eyyûb El-Ensâri Hazretlerini ve Resûl-i Ekrem’e olan aşkı, muhabbeti ile yazdığı şiir Medine minarelerinde okunan Osmanlı Divan şairimiz Nabi’yi hayırla yâd ettim.

Tabii altı asır İslâm’ın sancaktarlığını ifa eden ve dünyaya İslam’ın zarafet, fazilet ve güler yüzünü göstererek hak ve hukuk tevzi etme şerefine nail olan mübarek ecdadımız Osmanlı’nın, Allah’ın Elçisine karşı sahip olduğu gönül hassasiyeti de muhteşemdi. Zira onlar, asıl sultanlığın ‘O Alemler Sultanı’nın eşiğinde sadık bir hizmetkâr olabilmekle gerçekleştiğini çok iyi idrak etmişlerdi.

CENNETÜL BAKİ KABRİSTANLIĞI 1400 YILDIR AYAKTA

Ziyaretimizin ikinci gününde Efendimiz’in amcası Hazret-i Hamza gibi cengâverlerin, Mus’ab bin Umeyr gibi yiğitlerin şehit olduğu Müslümanlar için ibretlik misalleri olan Uhud Şehitliği’ne gittik ve burada şehitlerimize dualar ettik. Daha sonra Hendek harbinin cereyan ettiği mahali, İki Kıbleli Mescit’i ve Kuba Mescidi’ni gördük. Ayrıca Müslümanların ilk mezarlığı olan ve 1400 yıldır kullanılmaya devam edilen, içerisinde on bin civarında sahabenin medfun olduğu Cennetül Baki Kabristanlığı’na vardık. Allah Resulü’nün yaptığı gibi Baki Mezarlığı’nı ziyaret ederek orada bulunan müminlere dualar ettik.

KÂBE’YE GİREN EMİN OLUR, HUZUR BULUR

Medine-i Münevvere ’deki son günümüzde cuma namazımızı ve ardından ihrama niyet namazımızı Mescid-i Nebevi’de kıldık ve otelde ihram hazırlığımıza başladık. Otobüsümüzle umreye niyet etmek üzere Mikat Mescidi’ne geçtik, orada umreye niyetimizi yaparak ihrama girmiş olduk ve Mekke’ye doğru yola çıktık.

Bir yandan Efendimiz’e salat ve selam ederek ondan ayrılmanın hüznünü diğer taraftan Mekke’ye varacak olmanın heyecanını ve sevincini yaşadık. Bu güzel niyetlerle hep birlikte telbiyeler getirdik: “Lebbeyk, Allāhümme lebbeyk. Lebbeyk, lâ şerîke leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni‘mete leke ve’l-mülk, lâ şerîke lek.”(Rabbim! Davetine sözüm ve özümle tekrar tekrar icabet ettim, emrine boyun eğdim. Rabbim! Senin davetine icabet boynumun borcudur. Senin eşin ve ortağın yoktur. Rabbim! Bütün varlığımla sana yöneldim; hamd senin, nimet senin, mülk senindir. Senin eşin ve ortağın yoktur.) Rabbimiz’in çağrısına yönelmenin ve O’na teslimiyetin ne güzel ifadesiydi.

“Emin belde” Mekke’ye vardığımızda herkesin yüzünde Beytullah’ı görecek olmanın heyecanı vardı. Burası Allah’ın evi, buraya giren emin olur, huzur bulur. Rabbimiz buyuruyor: “Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke'deki (Kâbe)dir. Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnîdir.” (Ali İmran 96, 97)

Dualarımız, niyetlerimiz ve Lebbeyklerimizle bizi mıknatıs gibi çeken Kâbe’deyiz. Hep beraber Beytullah’a nazar ederek ilk selamlama anını yaşadık. Hacerülesved hizasından başlayarak arzın merkezi Beytullah'ı (yedi şavt) tavaf ederek Allah'a niyazda bulunduk. İki rekât tavaf namazımızın ardından zemzem suyumuzu içtik. Zemzem içerken Hz. Hacer annemize Allah'a güvenerek, O'na sığınarak, yavrusu için su bulmak maksadıyla döktüğü terler karşılığında zemzemi lütfeden Rabbimiz, af ve bağışlanma dileyen, rahmet ve merhametine sığınan bizlere de arınma mükâfatını ihsan etsin! Bu duamız sonrasında sa’ya başladık. Sa’yda Hz. Hacer annemizin oğlu Hz. İsmail’e bir yudum su bulmak için Safa ile Merve arasında yedi kez gidip-geldiği o anı hissetmeye çalıştık. Hz. Hacer'in, hiç ümidini kaybetmeden Allah'a teslimiyetini ve tevekkülünü, suyu arayıp bulmak adına gösterdiği çabayı tefekkür ettik. Aynı şekilde yaparak umre sa’yımızı tamamladık ve duamızı yaptık.

Mekke’deki ziyaretlerimizde Hz. Peygamber’in hicret esnasında Hz. Ebu Bekir ile gizlendiği Sevr Dağı; Arafat, Müzdelife, Mina, Şeytan Taşlama Mahalleri, Efendimiz’e ilk vahyin geldiği mağaranın bulunduğu Nur (Hira) Dağı, Mekke’nin en eski mezarlığı olan Cennetü’l Mualla Mezarlığı, Cin Mescidi ve Peygamberimiz’in doğduğu yere gittik ve ziyaretlerimiz noktalandı. Umre programımızda en küçük umrecimiz benim 10 aylık yeğenim Zeynep’ti. Gerçekten bütün grubumuzun yaka iğnesi gibiydi. Hepimizin içerisine çok güzel duygular serpti. Ablası Zülal herkesin yardımına koştu, büyüklerine su getirdi… En büyük umrecimiz ise Münevver Turan Hanımefendiydi, Rabbim sağlıklı, huzurlu, uzun ömür versin!

RABBİMİZİN EN BÜYÜK İHSANI

Orta Çağ’ın en büyük Müslüman seyyahı İbn Battûta’nın Mekke ziyaretinde söyledikleri duamız olsun: “Allah kime bu yöreye gelmek, sevdasıyla yanmak nimetini vermişse elbet en büyük ihsanını yapmış hem dünyanın hem de ahretin tüm güzelliklerini yağdırmıştır ona. Gayrı, durmasın hemen şükretsin verilenlere, kendisine layık görülen nimet için hamdetsin Yaradan’a.”

Rabbimize hamdederiz, bu ziyaretimizi bizler için manevi bir arınma, durulma ve dirilme eylesin! Birçok kez umre yapmış olsam da bu ziyaretin bende bambaşka açılımları oldu. MÜSİAD ailesi ve dostlarıyla birlikteliğimiz gelişti, kardeşlik ruhumuz pekişti, iman ve irfan ufkumuz genişledi. MÜSİAD İzmir Şubesi olarak bunu geleneksel hale getirme düşüncesi var. İnşallah bu heyecanı tekrar tekrar yaşamak bizlere nasip olur. Bu dualarla birbirimizle helalleşerek ve yeniden buluşmak dilekleri ile güzel bir şekilde umre programımızı tamamladık. Önce Mekke’den Cidde’ye hareket ettik ve Cidde’den İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na yaptığımız uçuşla geri döndük.

Son olarak, Rabbine kulluk bilincinin takva ve ibadetle örülmesi açısından umre, müthiş bir manevi enerji ve güç veriyor insana. Dünyayı ardında bırakarak ukbâya yolculuk yapanların gönüllerini aydınlatıyor, feyiz ve bereketiyle insanı güzelleştiriyor. Kulluk hayatımızdaki eksiklikleri görmemize ve onları tamamlamamıza yardımcı oluyor. Kalp evimizi mamur ediyor.

Rabbimiz bizi; ziyareti kabul edilen, manevi ticaretinde kâr eden, hak yolda yapıp ettikleri bir bir yazılan, ondan gelen lütufla günahları silinen kullarından eylesin! Cenab-ı Hak umremizi makbul, sayımızı meşkûr ve zenbimizi mağfur eylesin. Umreye gidenlere tekrarını, gidemeyenlere de en kısa zamanda gitmeyi nasip eylesin. Âmin!

Müminlerin kıblegâhı, yeryüzünün en şerefli mekânı Kâbe’yi ve en sevgili kulu Habib-i Edibi’ni ziyaret etmeyi bize nasip eden Cenab-ı Hak’ka sonsuz teşekkürler…

 

 

  

 

  

 

 

 

Kaynak: Çerçeve Dergisi, Eylül-Ekim 2019, Sayı: 93