O KAPININ ÖNÜNDEKİ ÇINAR BÜYÜDÜKÇE, RULMAN DA DÖNECEK | Bilal Saygılı Blog

O KAPININ ÖNÜNDEKİ ÇINAR BÜYÜDÜKÇE, RULMAN DA DÖNECEK

Saygılı Rulman'ın kapısının önünde Osman Beyin rüyasından ilham alınarak bir çınar dikilmiş. Nedenini ve daha fazlasını Saygılı Rulman Yönetim Kurulu Başkanı Bilal Saygılı'dan dinleyelim.

SAYGILI Rulman Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi'nde yerleşik 10 bin metrekarelik kapalı alanı ve 14 bin palet kapasiteli tesisi ile Türkiye'nin en büyük rulman deposu olarak sektöre hizmet veren bir firma. 2013 yılında yeni binaya taşınırken Yönetim Kurulu Başkanı Bilal Saygılı'nın ilk işi bahçeye bir çınar ağacı dikmek oldu. Çınar ağacını dikmesinin bir sebebi vardı. Rivayete göre Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi rüyasında kocaman bir çınar ağacı görür. Ağacın altında ırmaklar akıyordur ve her yer yemyeşildir. Bu rüya Osmanlı imparatorluğumun doğuşunun müjdecisi sayılır, işte bu rüyadan sonra çınar, Osmanlı'nın sembollerinden biri olur. Osmanlı fethettiği her yeri çınar ağaçlarıyla donatmıştır. Çınar, ihtişamlı ve uzun ömürlü bir ağaçtır. Bu haliyle maziyi istikbale bağlar, insanlara sabırla yaşamayı öğretir. Saygılı Rulman kapı girişinde bulunan çınar ağacı, bugün bahçeye giren herkesi selamlıyor. Çınar kök salmaya, ulu görünümüne kavuşmaya devam ettikçe sabrı ve yaşamı hatırlatmaya devam ediyor.

Bilal Saygılı 1970 Ankara doğumlu. Baba Eflatun Bey hava astsubayı, anne Emine Hanım öğretmen. Karşıyaka Erkek Lisesi'nden mezun olduktan sonra 1991 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi (ITÜ) Makine Mühendisliği Böltimü'nü bitirdi. Okurken geçimini sağlamak için rulman pazarlama işiyle ilgilendi. Okulunu başarıyla tamamladıktan sonra babasının İzmir'de ihtiyaç olduğunu söylemesi üzerine yurtdışında yüksek lisans yapma hayallerinden vazgeçip Izmir7e dönüp doğruca işlerin başına geçti. Okurken tanıştığı Şahika Hanım'dan 3 erkek evladı var.

"Şöyle bir geçmişe uzanalım dilerseniz."

"Babam 1986 yılında Basmane'de, o zamanların bitpazarının kurulduğu bölgede, Saygılı Ticaret adını verdiği bir firma kurdu. Firmanın büyümesini sağlamak ve açılımlarını hızlandırmak için üniversiteden mezun olduktan sonra babamdan firmanın yönetimini devraldım. Tahsil hayatım babamın tayinleri nedeniyle Ankara, Kayseri, Merzifon ve en son İzmir'de devam etti. Yaşım henüz tek hanelerde iken, bazen babamın verdiği bir kutu sakızı satardım. Yaptığım satışların maliyet ve şirket masraflarını babama verirken, satışlardan elde ettiğim karla da harçlığımı çıkarırdım. 1991'de üniversiteden mezun olduğumda babam şirketi bana bıraktı. 'Bir yerde iki kaptan olmaz' dedi. Genç yaşta sorumluluk ağır geldi ama çok çalışarak ve emek vererek çok şükür bugünlere geldik.  Rulman sanayinin bel kemiği, insan vücudundaki atlas kemiği gibi. Hareket eden her yerde rulman var. Rulmansız bir teknoloji, rulmansız bir sanayi düşünülemez/' Gençlik yıllarında ailesine, yaşadığı şehre ve ülkesine daha fazla fayda sağlamak isteyen Saygılı, eline çantasını aldı, gözünü kararttı ve düştü Avrupa yollarına... Almanya'da firma Emirates Havayollarının aylık magazin dergisinin sayfalarını karıştırırken Dubai'de yer alan bir rulman firmasının tanıtımını gördüm. Firmayı iyice inceledikten sonra Hong Kong seyahati bitiminde Türkiye'ye dönmek yerine Dubai'ye uçtum ve firmayı ziyaret ettim. İşte bu ziyaret ile 20 yıllık bir iş ortaklığının ve dostluğun temellerini atmış olduk. Hedefim yabancı sermayeyi Türkiye'ye getirmekti. 10 yıl süren yoğun çabaların sonunda dünya devi Japon firması NACHI'yi Türkiye ile tanıştırdım. NACHI firmasına ilk olarak 1997 yılında gittim. O dönemlerde yine Avrupa'daki gibi bir tavırla karşılaştım. Ancak kendinizi iyi ifade ettiğiniz zaman her kapı açılır. Yeter ki niyetiniz iyi olsun. Şimdi onlarla birlikte Türkiye'de yatırım yapmanın yollarını arıyoruz. 

 

Bir tutkusu da otomobil sporları ve avcılık

BİLAL Saygılı otomobil sporlarıyla da ilgileniyor.40'lı yaşlarda Ümit Ülkü'nün yönlendirmesi ile girdiği otomobil yarışlarında daha şimdiden birçok kupa sahibi. Sadece otomobil değil doğa sporlarıyla da ilgili. İyi bir yüzücü, iyi bir avcı. Sosyal sorumluluk projelerinde de önde bir isim Saygılı. Ege Üniversitesi girişindeki o muhteşem kapı onun eseri. Önümüzdeki ramazan ayında inşaatı bitecek cami ve külliye de. Bir de çocuk hastanesi yapma arzusu var. Yorgunluğunu çalışarak atanlardan. Tarihi kitaplar favorisi. Sadece yemeyi değil, yemek yapmayı da seviyor. Kuzu güveçten tutun da kebapların her çeşidine kadar. Papağan ve kangal besliyor. Burcu ikizler. Tabak ve magnet koleksiyonu var. Seyahatlerini ve gittiği ülkelerde yaşadıklarını yakında kitaplaştıracak. İşte kitabında yer alacak anılardan bir tanesi: "2000 Dünya Kupası'nda Bali adasında bungee jumping yaptım. 2 atlayış hakkımız vardı. İlk atlayışımda yüksekten havuza baktım kibrit kutusu gibi görünüyor. Hem de olimpik yüzme havuzu. İlk atlayış sonrası ödeme yapmışsınız bir hakkınız daha var dediler, "Gerek yok" dedim. "Ama Dünya Kupası'ndaki rakibiniz Koreliler 2 kez atlıyor" denince ben de gaza geldim. Kore ile Türkiye maçı gibi gördüm olayı. İkinci atlayış kalpte ritim bozukluğu yaptı."

 

Premium segment içerisinde itibarlı bir dünya markası olan Japon devi NACHI'nin Ortadoğu, Türki Cumhuriyetler ve Türkiye distribütörlüğünü de yürütüyoruz. Maden, enerji, makine, inşaat ve demir çelik sektörleri gibi pek çok farklı alanlarda da hizmet sunuyoruz. Kendi markamız Eterno'nun yanı sıra ortak yatırım konusunda yaklaşık 4 yıldır görüşmelerimiz devam ediyor. Türkiye'nin siyasi ve ekonomik çalkantıları Japonları ürkütüyor ama biz bu ürkekliği atmaları için Türkiye'nin güçlü bir ülke olduğunu ifade ediyoruz. Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde ülkemizin geleceğinin parlak olduğunu söylüyoruz, inşallah 2019'da bu rulman fabrikası temelinin atılacağını düşünüyorum. Japon sermayesi ürkek bir sermayedir, zor girer ancak girerse de çıkmaz. Japon mantalitesi bu." Bilal Saygılı birçok ülkeye gitmiş ancak Japonya'nın yeri bir başka. "Bugüne kadar birçok ülke gezdim. Farklı kültürlere, inanışlara şahit oldum. Ama özellikle Japonya'nın kendine has kültürüne hayran kaldım. Çünkü Japonlar; geliştirdikleri ne varsa içine ulusallıklarını harmanlayabilen, eksik kaldıkları noktaların bilincinde olup, eleştirmeden düzeltmeye odaklanan, tutumlu, çok üretip az tüketen insanlar. Bu yüzden de Japonlar için zeka veya yetenekten önce çalışkanlık geliyor. Kaderci bir toplum yapısı yok. Benim için bu kültürün en etkileyici unsurlarından biri de yaptıkları her şeyin ve insanların davranışlarının bir anlamı olması. Çok konuşmak yerine etkili dinlemenin daha önemli olduğuna inandıkları için ortaya çıkan her ürünün sağlam bir zemini oluyor. Japonya seyahatlerimde yaptığım gözlemlerde, insanların kurallara günlük yaşantılarında çoğunlukla uyduklarını gördüm. Bu disiplinin halkın davranışlarına sirayet ettiğini ve ülkeye düzen getirdiğini gözlemledim. Bir Japon doğduğu andan itibaren sisteme duyarlı, kurallara uyan ve bu kurallar çerçevesinde ülkesi için çalışan bir birey olarak yetişiyordu. Bu kültürde düzen ve kural anahtar kelimeler, isterse 10 bin Japon aynı anda aynı yerde bulunsun, herhangi bir karışıklık ya da saygısızlık çıkmaz. Özellikle tsunami felaketinde bunu kanıtladılar. Felaket gerçekleştikten sonra gıda sıkıntısı çeken halka yapılan yardımlar sırasında, hiçbir karışıklığa mahal verilmemiş ve dağıtılan gıdalar sistemli bir sırayla alınıp, kalabalık önlenmiş. Tabii bir de Türk- Japon dostluğunun da bu hayranlığımda etkisi büyük. Bu iki ülkenin ilişkilerinin gelişmesinde Osmanlı Döneminden kalma ticaret ve kültür ortaklığının payı oldukça fazla. Japoncanın Altay dilleri ailesinden olması da Türk kültürüyle birebir benzerlik gösteriyor. Japon mutfağı Türk mutfağından sonraki favorim. Birçok çeşit ve pişirme tarzıyla Japon mutfağı oldukça zengin. Ülkeyi her ziyaret ettiğimde yeni lezzetler keşfetmenin bana ayrı bir zevk verdiğini söylemeliyim. Japonya'ya gittiğinizde mutlaka "tepanyaki" tarzında pişirilen yemekleri tatmanız gerekir. Deniz ürünlerinden de bolca yemeden dönmeyin!"