YERLİ ÜRETİM MİLLİ KALKINMA | Bilal Saygılı Blog

YERLİ ÜRETİM MİLLİ KALKINMA

Genç nüfusu ve yetişmiş insan gücüyle Türkiye, 4. Sanayi Devrimi dönüşümünü hızla yaşayan dünya ekonomisine yön verebilecek güçlü bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin açığa çıkarılması için ihtiyacımız olan şey ise üreteceğimiz nitelikli yerli markalarımızla küresel pazardan daha fazla pay alabilmektir. Ancak bu şekilde milli kalkınmamızı şahlandırabiliriz.

Bu anlamda Türkiye, son 18 yılda başta savunma sanayii olmak üzere ulaşım, altyapı ve enerji alanlarında mega projelere imza attı. Aralarında Kanal İstanbul, Marmaray, Akkuyu ve Sinop Nükleer Santralleri, İstanbul Havalimanı, Türkiye’nin otomobili TOGG’u, Müşterek Taarruz Uçağı, Atak Helikopteri, Altay Milli Tankı’nın İHA, SİHA ve TİHA’ların da yer aldığı projeler art arda hayata geçirildi. Türkiye’nin çehresini değiştiren bu projeler, büyüklüğü ile 130 ülkenin milli gelirini geride bıraktı ve dünyada yükselen güç olduğumuzu bir kez daha kanıtladı.

Devletimiz, ‘Milli Ekonomi’ modeli ile her alanda yerli ve milli imkânları en üst seviyeye çıkarmak ve ihracatımızı artırmak için pek çok projeye büyük destek verirken, bize düşen ülkemizi, ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ doğrultusunda, 4. Sanayi Devrimi ürün ve teknolojilerinin üssü haline getirmek için var gücümüzle çalışmak.

PANDEMİ VE YENİ FIRSATLAR

Yaşadığımız sürece baktığımızda pandemi ile duran üretim çarklarının yeniden dönmesi için tüm dünyada normalleşme adımları atılmaya başlandı. Türkiye de bu sürece kendini güncelleyerek giriyor. Covid-19 salgınında birçok ülke ekonomik bakımdan durgunluk yaşarken, Türk ekonomisi toparlanma sürecini başarıyla yürüttü. Normalleşmeyle beraber bir taraftan kayıpları telafi etti, diğer taraftan da mevcut yatırımlara yenilerini eklemeyi başardı. Salgın döneminde kaliteli ürünleri, rekabetçi fiyatları ve en önemlisi güvenilirlikleri ile öne çıkan firmalar oldu.

Kısaca; pandemi beraberinde bazı zorlukları getirse de iş dünyamızın önünde yeni fırsat kapıları da açtı. Asya merkezli üretim ağına alternatif oluşturmak isteyen uluslararası şirketler yeni arayışlara yöneldiler ve Türkiye bu anlamda yeni bir cazibe merkezi haline geldi. Sanayisi, üretim kapasitesi, rekabetçi fiyatları, nitelikli iş gücü, coğrafi konumu, güçlü sağlık ve ulaşım altyapısıyla Türkiye, en gözde ülkelerin başında yer aldı.

POZİTİF BÜYÜME SÜRECEK

Şundan eminiz ki dünya genelinde salgının etkileri azalıp, taşlar yerli yerine oturdukça, Türkiye’nin yakaladığı ivmenin hızı daha da artacaktır. Ülkemiz ihracattan üretime, tarımdan sanayiye kadar her alanda Covid-19 sürecinden güçlenerek çıkacaktır.

Nitekim bunun işaretlerini de yakın zamanda almaya başladık. Türkiye, G20 ülkeleri içerisinde 2020 genelinde Çin’le birlikte pozitif büyümeyi başaran tek ülke oldu. Covid-19 kriziyle geçtiğimiz yıl küresel sistem hem arz hem de talep yönüyle büyük bir şoka girerken; sermaye, mal ve insan hareketliliği neredeyse durma noktasına gelmişti. Böylesi zorlu bir dönemde Türkiye ekonomisi pozitif büyüme trendini sürdürerek 2020’de yüzde 1,8 oranında büyümesi takdire şayandır. Söz konusu büyüme performansımızın sürdürülebilir bir niteliğe kavuşabilmesi için, önümüzde uzun ve zorlu bir yol vardır. Bu süreçte Covid-19’la mücadeleyi oldukça dikkatli bir biçimde sürdürerek, ekonomik aktivitedeki canlılığı muhafaza etmeliyiz. Büyük bir üretim üssü olmaya aday olan Türkiye’nin muadili olan ülkelerle kıyaslandığında en büyük avantajı ise, nitelikli genç nüfusu, mevcut imalat potansiyeli ve esnek üretim kapasitesidir. Bu potansiyeliyle ülkemizin; 2021 yılı ve sonrasını kapsayan dönemde pozitif büyüme performansını artırarak sürdüreceğine inanıyoruz. Sürdürülebilir bir yatırım, üretim ve büyüme patikasının önünü açacak ‘Büyük ve Güçlü Türkiye’yi inşa etmek için var gücümüzle çalışmaya devam etmeliyiz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM-TİCARET-YATIRIM

Diğer yandan dünya ekonomik sistemi, tarihinde ender rastlanan dönüm noktalarından birinde; bu kez klasik üretim, ticaret ve yatırım sistemini sorgulamaktadır. Salgın bitse bile bu kez olası yeni salgın ve afetler karşısında üretim ve ticaret sistemini sekteye uğratmadan sürdürülebilir bir sistemin şimdiden planlanması gerekmektedir. Türkiye, avantajlı bir coğrafyada yer almaktadır. Kriz sonrası süreçte hem lojistik hem de sağlıklı mamul, yarı mamul ve hammadde tedarikinde çok stratejik bir konuma gelecektir. Dünyadaki temel algılar değişmektedir. Bunu lehimize kullanmak durumundayız.

MİLLİ KALKINMA YOLUNDA

Sonuçta; ülkemizin her alanda verimliliğini artırarak, milli teknoloji hamlesiyle uluslararası düzeyde rekabet gücü kazanmasına yönelik daha fazla katma değer üreten bir ekonomik ve sosyal kalkınma süreci inşa etmeliyiz.

MÜSİAD’ımız bu anlamda ortaya koyduğu markalarla Genel Başkanımız Abdurrahman Kaan’ın başkanlığında milli kalkınma yolunda önemli projelere imza atmaktadır. MÜSİAD bugün, sadece sermaye örgütü olarak değil; sosyal anlamda da bir paydaş ve Türkiye’nin proje üretme-uygulama platformu olarak çalışmaktadır. Yatırım üretim üslerinden akıllı tarım projelerine, GABORAS’tan faizsiz konut finansman sistemine kadar kurduğu ortaklık yapıları ve işbirlikleri ile ülkemizin dünyadaki dönüşümün öncüleri arasında yer alması ve ‘Güçlü Türkiye’yi birlikte inşa etmek amacıyla var gücüyle çalışmaktadır.

MÜSİAD İzmir Şubesi olarak biz de yerli ve milli markalarımıza destek veriyor, yaptığımız projelerde Genel Merkezimizin çalışmalarını ileriye taşımaya gayret ediyoruz. Önümüzdeki dönemde Üretim Üsleri Geliştirme Modelini örnek alarak şehrimize yeni nesil bir Organize Sanayi Sitesi kurmayı hedefliyoruz. Ayrıca Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda faaliyet gösteren İzmir Kalkınma Ajansı’nın destekleri ve MÜSİAD İzmir olarak yürüteceğimiz “Kurumsal Kaynak Planlaması ERP Konusunda Nitelikli Personel Yetiştirilerek İzmir Sanayisine Kazandırılması” projemizi de hayata geçiriyoruz. Bu proje ile MÜSİAD bünyesinde istihdam odaklı bir eğitim merkezi kurulacak, eğitimler ve seminerler düzenlenecek. İlk aşamada 180 kişiye eğitim verilmesi planlanan ERP projesinde, katılımcılardan en az 50’si MÜSİAD üyesi iş yerlerinde istihdam edilecek. Projemizin hayırlara vesile olmasını, ileriki süreçte de sürdürülebilir şekilde devam etmesini diliyorum.

Türkiye’nin 2023 vizyonu doğrultusunda belirlediği “üretim ekonomisi” anlayışı ve başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yüksek liderlik anlayışı ile ülkemizin muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkacağına inanıyorum. Bizim Şarkımız, Büyük Türkiye’dir; Bizim meselemiz, Büyük Türkiye’dir. Biz bu şarkıyla dertlenir, bu şarkıyla neşeleniriz. MÜSİAD, bir Türkiye sevdasıdır. MÜSİAD, bir ümmet davasıdır. Davamız, sevdamızdır.

Türkiye’nin potansiyeline inanan, ülkemizin aydınlık geleceğine yatırım yapan tüm müteşebbislerimize, MÜSİAD ailemize şükranlarımı sunuyorum. Ülkemiz için üretmeye, katma değer sağlamaya, insanımız için istihdam oluşturmaya, tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Saygılarımla.

Kaynak: MÜSİAD İzmir Dergisi, Mart 2021, Sayı: 3